3 EYLÜL DURSUNBEY’İN KURTULUŞU KUVAY-I MİLLİYE’NİN DURSUNBEYLİ KAHRAMANI RAHMİ EFE (KİREÇ)

3 EYLÜL DURSUNBEY’İN KURTULUŞU KUVAY-I MİLLİYE’NİN DURSUNBEYLİ KAHRAMANI RAHMİ EFE (KİREÇ)

İşgal Yıllarında Bir Esnafın Milli Mücadeleye Uzanan Hikâyesi

Dursunbey’den Milli Mücadele Saflarına

Kuvay-ı Milliye hareketinin Dursunbey’deki önemli isimlerinden biri olan Rahmi Efe (Kireç), 1303 yılında Dursunbey’de dünyaya geldi. Geçimini kasabada esnaflık yaparak sağlayan Rahmi Efe, Milli Mücadele’nin başlamasıyla birlikte sıradan bir esnaf olmaktan çıkarak vatanın bağımsızlığı için mücadele eden isimler arasında yer aldı.

İşgal yıllarında Dursunbey ve çevresinde yaşanan gelişmeler, bölge halkının hem büyük sıkıntılar çekmesine hem de yerel direniş örgütlenmelerinin ortaya çıkmasına neden olmuştu. Rahmi Efe de bu dönemde elindeki imkânları Milli Mücadele’nin hizmetine sunan kişilerden biri oldu.

Kendi anlatımına göre, Dursunbey’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesinin ardından dükkânını kapatarak silahını alıp Alaçam Dağları’nda faaliyet gösteren Bergamalı Arap Ali Osman ve yardımcısı Parti Pehlivan’ın müfrezesine katılmak üzere yola çıkmaya hazırlanmıştı.

Ancak Dursunbey İlçe Müdürü Emin Bey kendisiyle görüşerek, Rahmi Efe’nin gitmesi hâlinde kasabada yalnız kalacağını, burada kalıp birlikte mücadele etmelerinin daha doğru olacağını söyledi. Bunun üzerine Rahmi Efe, dağlara çıkmak yerine Dursunbey’de kalarak Milli Mücadele faaliyetlerini sürdürmeye karar verdi.

Kuvay-ı Milliye’ye Gizli Destek

Rahmi Efe’nin Milli Mücadele’ye katkısı yalnızca silahlı mücadeleyle sınırlı değildi. Alaçam Dağları’nda Yunan işgal kuvvetlerine karşı mücadele eden Arap Ali Osman ve Parti Pehlivan müfrezelerinin yiyecek, giyecek ve cephane ihtiyaçlarının karşılanmasında önemli görevler üstlendi.

Kendi ifadesiyle, müfrezelerin ihtiyaçlarını çoğu zaman masrafları kendisine ait olmak üzere temin ediyor ve bunların güvenli biçimde dağdaki milislere ulaştırılmasını sağlıyordu.

Bu durum, Milli Mücadele’nin yalnızca cephede silah kullananlardan ibaret olmadığını da göstermektedir. Dursunbey gibi işgal tehdidi altındaki yerleşimlerde esnaflar, memurlar, köylüler ve halkın diğer kesimleri de imkânları ölçüsünde direniş hareketine destek vermekteydi.

Rahmi Efe’nin görevi ise özellikle şehir ile dağdaki Kuvay-ı Milliye birlikleri arasındaki gizli bağlantının sağlanması bakımından dikkat çekiciydi.

Yunan Jandarma Başçavuşu Andon ile Kurduğu İlişki

Rahmi Efe’nin hatıralarında dikkat çeken bir başka olay ise işgal kuvvetlerinde görev yapan Yunan inzibat başçavuşu Andon ile kurduğu ilişkidir.

Andon’un oldukça iyi Türkçe konuştuğunu belirten Rahmi Efe, onunla bir anlaşma yaptığını anlatmaktadır. Andon, Yunan kuvvetlerinin bu topraklarda kalıcı olmayacağını, eninde sonunda Türklerin onları ülkeden çıkaracağını düşündüğünü ifade etmiş ve Rahmi Efe’ye iş birliği teklif etmiştir.

Rahmi Efe bu teklifi kabul etmiş, böylece işgal altındaki Dursunbey’de halkın zarar görmesini önlemeye çalışmıştır.

Kendi anlatımında, bu ilişki sayesinde Dursunbey’de tek bir kişinin dahi burnunun kanamadığını, Yunan askerlerinin kasabada halka eziyet etmediğini ifade etmektedir.

Bu anlatı, işgal döneminde yerel aktörlerin kimi zaman doğrudan çatışma yerine farklı yöntemlerle halkı korumaya çalıştığını göstermesi bakımından önemlidir. Rahmi Efe’nin amacı, bir yandan Kuvay-ı Milliye hareketine destek verirken diğer yandan Dursunbey halkının işgalin ağır sonuçlarından mümkün olduğunca korunmasını sağlamaktı.

Çatalçam Üzerinden Kurulan Gizli Haberleşme Ağı

Rahmi Efe, sürekli takip altında olduğunu ve bu nedenle Arap Ali Osman müfrezesiyle doğrudan temas kurmasının kolay olmadığını anlatmaktadır.

Müfrezeyle bağlantıyı Dursunbey’in Çatalçam köyünde Hacı Molla aracılığıyla sağlıyordu. Dağdaki milislere gönderilecek malzemeler ise çoğu zaman pazara gelen köylüler vasıtasıyla ulaştırılıyordu.

Bu yöntem, işgal koşullarında oluşturulan gizli haberleşme ve lojistik ağının nasıl çalıştığını göstermektedir. Köylüler, esnaflar ve yerel yöneticiler bu ağın farklı halkalarını oluşturuyor; malzeme ve haberler doğrudan değil, güvenilir kişiler aracılığıyla aktarılıyordu.

Dursunbey Baskını Öncesinde Yapılan Plan

Rahmi Efe’nin hatıralarında en dikkat çekici olaylardan biri, Arap Ali Osman müfrezesinin Dursunbey’e yönelik baskını öncesinde yaşananlardır.

Yerde yaklaşık 10 santimetre kar bulunan kış günlerinden birinde, Hacı Molla’nın adamlarından biri Dursunbey’e gelerek Rahmi Efe’ye müfrezenin Çatalçam’a ulaştığını ve ertesi gün Dursunbey’e baskın yapılacağını haber verdi.

Bunun üzerine Rahmi Efe gece vakti Çatalçam’a gitti.

Ancak burada müfreze mensuplarına önemli bir uyarıda bulundu. Bir hafta önce Bigadiç’e yapılan baskında çok sayıda Müslümanın hayatını kaybettiğini hatırlatarak, amaçlarının Yunan askerlerini etkisiz hâle getirmek olduğunu, fakat kasaba halkının zarar görmemesi gerektiğini söyledi.

Rahmi Efe’nin önerisi üzerine doğrudan kasabaya saldırmak yerine farklı bir plan yapıldı. Yunan kumandanlığının köy muhtarlarına gönderdiği ve çetelerin görülmesi hâlinde ihbar edilmesini emreden bildiriden yararlanılması kararlaştırıldı.

Rahmi Efe’nin önerisi, Yunan kuvvetlerinin geliş sırasında değil, dönüş yolunda pusuya düşürülmesi yönündeydi.

Bu planın uygulanması sonucunda, Rahmi Efe’nin kendi anlatımına göre, yaklaşık yüz Yunan askerinin öldürüldüğü bir çatışma meydana geldi. Rahmi Efe ayrıca olay sırasında Yunanlılarla iş birliği yapan iki Türk’ün de öldüğünü ifade etmektedir.

Bu anlatı, Dursunbey ve çevresindeki Milli Mücadele hareketinin yalnızca silahlı çatışmalardan değil, aynı zamanda istihbarat, lojistik, haberleşme ve taktik planlamadan oluştuğunu göstermektedir.

İhbar, Tutuklanma ve İdam Kararı

Rahmi Efe’nin Milli Mücadele faaliyetleri bir süre sonra Yunan işgal makamlarının dikkatini çekti.

Anlatımına göre, Arap Ali Osman müfrezesinden ayrılan ve Yunanlıların tarafına geçen bir kişi, kendisinin de adının Rahmi olması nedeniyle Rahmi Efe’yi ihbar etti. Bu kişi, Sağırlar Köyü’ndeki olayın planlayıcısının Rahmi Efe olduğunu Yunan makamlarına anlattı.

Rahmi Efe, Ramazan ayında evinde bulunduğu sırada yakalandı. O sırada tabancasını evde bırakmış olması nedeniyle silahlı bir direniş gösteremedi.

Bir süvari müfrezesi eşliğinde Dursunbey’den alınarak Balıkesir’e götürüldü.

Yunan Askerî Mahkemesinde Yargılanması

Rahmi Efe, Balıkesir’de Yunan Askerî Divan-ı Harbi’nde yargılandı.

Kendisini ihbar eden kişi mahkemede aleyhinde şahitlik yaptı. Bunun üzerine hakkında idam cezası verildi.

Ancak daha sonra bu karar değiştirilerek önce müebbet hapse, ardından Yunanistan’a sürgün kararına dönüştürüldü.

Böylece Rahmi Efe için Milli Mücadele’nin yeni bir safhası başladı: Artık kendi memleketinde değil, Yunanistan’da bir esir ve sürgün olarak hayatını sürdürecekti.

Atina Sokaklarında Türk Esir

Rahmi Efe, İzmir’de çok sayıda Türk sürgünle birlikte bir vapura bindirilerek Yunanistan’a gönderildi.

Vapur Atina’ya ulaştığında Türk esirler şehir sokaklarında dolaştırıldı. Rahmi Efe’nin hatıralarına göre, halk tarafından esir Türkler olarak teşhir edilen kafileye yol boyunca evlerden ve sokaklardan çeşitli zararlı maddeler atıldı.

Bu yolculuk, savaşın yalnızca cephede yaşanmadığını; esirlerin ve sürgünlerin de savaşın ağır sonuçlarıyla karşı karşıya kaldığını ortaya koymaktadır.

Atina’dan sonra Türk esirler trenin yük vagonlarına bindirildi. Yaklaşık bir hafta süren yolculuğun ardından, İtalya sınırına yakın Piro Kalesi’ne götürüldüler.

Rahmi Efe burada yaklaşık 14 ay kaldı.

İstiklâl Harbi’nin Zaferi ve Esir Değişimi

Türk Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanmasının ardından esirlerin karşılıklı olarak değiştirilmesi süreci başladı.

Rahmi Efe’nin anlatımına göre, bu değişim sırasında iki Yunan subayına karşılık bir Türk esirin verilmesi şeklinde bir uygulama gerçekleştiriliyordu.

Rahmi Efe’nin Türkiye’ye dönüşü ise oldukça ilginç bir olayla gerçekleşti.

Atina’da mübadele işlemleri sırasında Türk esirler bir çıkmaz sokağa dolduruldu. İçlerinden Rahmi Efe’nin de bulunduğu, fiziksel olarak daha dikkat çekici ve güçlü olduğu düşünülen yaklaşık 40 kişi ayrıldı.

Diğer esirler gemiye bindirilerek Türkiye’ye gönderilmek üzere hazırlanmaya başladı.

Ancak arkadaşları, Rahmi Efe ve diğer 40 kişinin geride bırakıldığını fark edince geminin hareket etmesine engel oldular. Durum Mübadele Reisi’ne bildirildi. Yunan makamları başlangıçta böyle bir durum olmadığını söylediler.

Bunun üzerine Mübadele Reisi’nin, bu kişilerin Türkiye’de kalması hâlinde geminin Türkiye’den boş dönmek zorunda kalacağını söylemesi üzerine sorun çözüldü.

Rahmi Efe ve diğer esirler de gemiye bindirilerek Türkiye’ye gönderildi.

Böylece yıllarca süren esaret ve sürgün hayatının ardından Rahmi Efe yeniden vatanına kavuştu.

Dursunbey’e Dönüş

Mübadele sonrasında memleketi Dursunbey’e dönen Rahmi Efe, hayatına kaldığı yerden devam etti.

Milli Mücadele yıllarında yaşadığı bütün zorluklara rağmen yeniden iş hayatına atıldı ve Dursunbey’de yaşamını sürdürdü.

Onun hayatı, Anadolu’nun pek çok yerinde olduğu gibi Dursunbey’de de Milli Mücadele’nin yalnızca cephede savaşan askerlerin hikâyesi olmadığını göstermektedir.

Bir esnaf olarak başlayan hayatı; gizli lojistik faaliyetleri, Kuvay-ı Milliye birlikleriyle kurduğu bağlantılar, halkı korumaya yönelik girişimleri, işgal kuvvetleri içerisindeki bağlantıları, tutuklanması, idam cezasına çarptırılması, Yunanistan’a sürgün edilmesi ve nihayet esir değişimi yoluyla Türkiye’ye dönmesiyle adeta bir Milli Mücadele destanına dönüşmüştür.

Bir Dursunbey Hafızası: Rahmi Efe

Rahmi Efe’nin hayat hikâyesi, yerel tarih açısından son derece değerlidir. Çünkü Milli Mücadele’nin büyük tarihinin yanında, Anadolu’nun kasabalarında yaşanan küçük fakat önemli olayların da bağımsızlık mücadelesinin bütününü oluşturduğunu hatırlatmaktadır.

Dursunbey’in işgal yıllarında halkın korunması, dağlardaki Kuvay-ı Milliye birliklerine yiyecek, giyecek ve cephane ulaştırılması, haberleşmenin sağlanması ve işgal kuvvetlerinin hareketlerinin takip edilmesi gibi faaliyetlerde Rahmi Efe’nin önemli bir rol üstlendiği anlaşılmaktadır.

Onun kendi hatıralarında aktardığı olaylar, dönemin sosyal ve askerî atmosferine dair önemli ipuçları vermektedir. Özellikle Çatalçam üzerinden kurulan bağlantılar, köylülerin lojistik destek sağlaması ve işgal kuvvetlerinin hareketleri hakkında bilgi toplanması, Milli Mücadele’nin yerel ölçekte nasıl örgütlendiğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

Son Yılları ve Vefatı

Rahmi Efe, Yunanistan’daki esaret ve sürgün hayatının ardından Dursunbey’e dönerek iş hayatını sürdürdü.

Ömrünün geri kalanını memleketinde geçiren Rahmi Efe, 1971 yılında hayatını kaybetti.

Geride ise yalnızca bir esnafın hayat hikâyesini değil, Dursunbey’in işgal yıllarındaki direnişine ışık tutan önemli bir hatıra bıraktı.

Sonuç

Rahmi Efe (Kireç), Milli Mücadele yıllarında Dursunbey’de üstlendiği görevlerle Kuvay-ı Milliye’nin yerel kahramanları arasında yer almaktadır.

Onun hikâyesinde Anadolu insanının Milli Mücadele sırasında başvurduğu pek çok yöntem bir arada görülmektedir: silahlı mücadele, gizli haberleşme, lojistik destek, istihbarat, halkı koruma ve gerektiğinde hayatını ortaya koyma.

Dursunbey’deki esnaflık hayatından başlayıp Alaçam Dağları’ndaki Kuvay-ı Milliye birliklerine uzanan bu mücadele, onu Yunan askerî mahkemesinin karşısına çıkarmış; hakkında idam kararı verilmiş, ardından Yunanistan’a sürgün edilmiş ve uzun süre esir olarak tutulmuştur.

Ancak Rahmi Efe, savaşın ve esaretin bütün zorluklarına rağmen hayatta kalmış, Milli Mücadele’nin zaferinden sonra Türkiye’ye dönerek memleketi Dursunbey’de yaşamını sürdürmüştür.

Rahmi Efe’nin hayatı, Dursunbey’in Milli Mücadele tarihinin önemli bir parçasıdır. Onun hatırası, bağımsızlığın yalnızca cephede verilen savaşlarla değil, Anadolu’nun her köşesinde fedakârlık gösteren insanların çabalarıyla kazanıldığını gelecek kuşaklara hatırlatmaktadır.

KUVAY-I MİLLİYE’NİN DURSUNBEYLİ KAHRAMANI RAHMİ EFE (KİREÇ)

İşgal Yıllarında Bir Esnafın Milli Mücadeleye Uzanan Hikâyesi

Dursunbey’den Milli Mücadele Saflarına

Kuvay-ı Milliye hareketinin Dursunbey’deki önemli isimlerinden biri olan Rahmi Efe (Kireç), 1303 yılında Dursunbey’de dünyaya geldi. Geçimini kasabada esnaflık yaparak sağlayan Rahmi Efe, Milli Mücadele’nin başlamasıyla birlikte sıradan bir esnaf olmaktan çıkarak vatanın bağımsızlığı için mücadele eden isimler arasında yer aldı.

İşgal yıllarında Dursunbey ve çevresinde yaşanan gelişmeler, bölge halkının hem büyük sıkıntılar çekmesine hem de yerel direniş örgütlenmelerinin ortaya çıkmasına neden olmuştu. Rahmi Efe de bu dönemde elindeki imkânları Milli Mücadele’nin hizmetine sunan kişilerden biri oldu.

Kendi anlatımına göre, Dursunbey’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesinin ardından dükkânını kapatarak silahını alıp Alaçam Dağları’nda faaliyet gösteren Bergamalı Arap Ali Osman ve yardımcısı Parti Pehlivan’ın müfrezesine katılmak üzere yola çıkmaya hazırlanmıştı.

Ancak Dursunbey İlçe Müdürü Emin Bey kendisiyle görüşerek, Rahmi Efe’nin gitmesi hâlinde kasabada yalnız kalacağını, burada kalıp birlikte mücadele etmelerinin daha doğru olacağını söyledi. Bunun üzerine Rahmi Efe, dağlara çıkmak yerine Dursunbey’de kalarak Milli Mücadele faaliyetlerini sürdürmeye karar verdi.

Kuvay-ı Milliye’ye Gizli Destek

Rahmi Efe’nin Milli Mücadele’ye katkısı yalnızca silahlı mücadeleyle sınırlı değildi. Alaçam Dağları’nda Yunan işgal kuvvetlerine karşı mücadele eden Arap Ali Osman ve Parti Pehlivan müfrezelerinin yiyecek, giyecek ve cephane ihtiyaçlarının karşılanmasında önemli görevler üstlendi.

Kendi ifadesiyle, müfrezelerin ihtiyaçlarını çoğu zaman masrafları kendisine ait olmak üzere temin ediyor ve bunların güvenli biçimde dağdaki milislere ulaştırılmasını sağlıyordu.

Bu durum, Milli Mücadele’nin yalnızca cephede silah kullananlardan ibaret olmadığını da göstermektedir. Dursunbey gibi işgal tehdidi altındaki yerleşimlerde esnaflar, memurlar, köylüler ve halkın diğer kesimleri de imkânları ölçüsünde direniş hareketine destek vermekteydi.

Rahmi Efe’nin görevi ise özellikle şehir ile dağdaki Kuvay-ı Milliye birlikleri arasındaki gizli bağlantının sağlanması bakımından dikkat çekiciydi.

Yunan Jandarma Başçavuşu Andon ile Kurduğu İlişki

Rahmi Efe’nin hatıralarında dikkat çeken bir başka olay ise işgal kuvvetlerinde görev yapan Yunan inzibat başçavuşu Andon ile kurduğu ilişkidir.

Andon’un oldukça iyi Türkçe konuştuğunu belirten Rahmi Efe, onunla bir anlaşma yaptığını anlatmaktadır. Andon, Yunan kuvvetlerinin bu topraklarda kalıcı olmayacağını, eninde sonunda Türklerin onları ülkeden çıkaracağını düşündüğünü ifade etmiş ve Rahmi Efe’ye iş birliği teklif etmiştir.

Rahmi Efe bu teklifi kabul etmiş, böylece işgal altındaki Dursunbey’de halkın zarar görmesini önlemeye çalışmıştır.

Kendi anlatımında, bu ilişki sayesinde Dursunbey’de tek bir kişinin dahi burnunun kanamadığını, Yunan askerlerinin kasabada halka eziyet etmediğini ifade etmektedir.

Bu anlatı, işgal döneminde yerel aktörlerin kimi zaman doğrudan çatışma yerine farklı yöntemlerle halkı korumaya çalıştığını göstermesi bakımından önemlidir. Rahmi Efe’nin amacı, bir yandan Kuvay-ı Milliye hareketine destek verirken diğer yandan Dursunbey halkının işgalin ağır sonuçlarından mümkün olduğunca korunmasını sağlamaktı.

Çatalçam Üzerinden Kurulan Gizli Haberleşme Ağı

Rahmi Efe, sürekli takip altında olduğunu ve bu nedenle Arap Ali Osman müfrezesiyle doğrudan temas kurmasının kolay olmadığını anlatmaktadır.

Müfrezeyle bağlantıyı Dursunbey’in Çatalçam köyünde Hacı Molla aracılığıyla sağlıyordu. Dağdaki milislere gönderilecek malzemeler ise çoğu zaman pazara gelen köylüler vasıtasıyla ulaştırılıyordu.

Bu yöntem, işgal koşullarında oluşturulan gizli haberleşme ve lojistik ağının nasıl çalıştığını göstermektedir. Köylüler, esnaflar ve yerel yöneticiler bu ağın farklı halkalarını oluşturuyor; malzeme ve haberler doğrudan değil, güvenilir kişiler aracılığıyla aktarılıyordu.

Dursunbey Baskını Öncesinde Yapılan Plan

Rahmi Efe’nin hatıralarında en dikkat çekici olaylardan biri, Arap Ali Osman müfrezesinin Dursunbey’e yönelik baskını öncesinde yaşananlardır.

Yerde yaklaşık 10 santimetre kar bulunan kış günlerinden birinde, Hacı Molla’nın adamlarından biri Dursunbey’e gelerek Rahmi Efe’ye müfrezenin Çatalçam’a ulaştığını ve ertesi gün Dursunbey’e baskın yapılacağını haber verdi.

Bunun üzerine Rahmi Efe gece vakti Çatalçam’a gitti.

Ancak burada müfreze mensuplarına önemli bir uyarıda bulundu. Bir hafta önce Bigadiç’e yapılan baskında çok sayıda Müslümanın hayatını kaybettiğini hatırlatarak, amaçlarının Yunan askerlerini etkisiz hâle getirmek olduğunu, fakat kasaba halkının zarar görmemesi gerektiğini söyledi.

Rahmi Efe’nin önerisi üzerine doğrudan kasabaya saldırmak yerine farklı bir plan yapıldı. Yunan kumandanlığının köy muhtarlarına gönderdiği ve çetelerin görülmesi hâlinde ihbar edilmesini emreden bildiriden yararlanılması kararlaştırıldı.

Rahmi Efe’nin önerisi, Yunan kuvvetlerinin geliş sırasında değil, dönüş yolunda pusuya düşürülmesi yönündeydi.

Bu planın uygulanması sonucunda, Rahmi Efe’nin kendi anlatımına göre, yaklaşık yüz Yunan askerinin öldürüldüğü bir çatışma meydana geldi. Rahmi Efe ayrıca olay sırasında Yunanlılarla iş birliği yapan iki Türk’ün de öldüğünü ifade etmektedir.

Bu anlatı, Dursunbey ve çevresindeki Milli Mücadele hareketinin yalnızca silahlı çatışmalardan değil, aynı zamanda istihbarat, lojistik, haberleşme ve taktik planlamadan oluştuğunu göstermektedir.

İhbar, Tutuklanma ve İdam Kararı

Rahmi Efe’nin Milli Mücadele faaliyetleri bir süre sonra Yunan işgal makamlarının dikkatini çekti.

Anlatımına göre, Arap Ali Osman müfrezesinden ayrılan ve Yunanlıların tarafına geçen bir kişi, kendisinin de adının Rahmi olması nedeniyle Rahmi Efe’yi ihbar etti. Bu kişi, Sağırlar Köyü’ndeki olayın planlayıcısının Rahmi Efe olduğunu Yunan makamlarına anlattı.

Rahmi Efe, Ramazan ayında evinde bulunduğu sırada yakalandı. O sırada tabancasını evde bırakmış olması nedeniyle silahlı bir direniş gösteremedi.

Bir süvari müfrezesi eşliğinde Dursunbey’den alınarak Balıkesir’e götürüldü.

Yunan Askerî Mahkemesinde Yargılanması

Rahmi Efe, Balıkesir’de Yunan Askerî Divan-ı Harbi’nde yargılandı.

Kendisini ihbar eden kişi mahkemede aleyhinde şahitlik yaptı. Bunun üzerine hakkında idam cezası verildi.

Ancak daha sonra bu karar değiştirilerek önce müebbet hapse, ardından Yunanistan’a sürgün kararına dönüştürüldü.

Böylece Rahmi Efe için Milli Mücadele’nin yeni bir safhası başladı: Artık kendi memleketinde değil, Yunanistan’da bir esir ve sürgün olarak hayatını sürdürecekti.

Atina Sokaklarında Türk Esir

Rahmi Efe, İzmir’de çok sayıda Türk sürgünle birlikte bir vapura bindirilerek Yunanistan’a gönderildi.

Vapur Atina’ya ulaştığında Türk esirler şehir sokaklarında dolaştırıldı. Rahmi Efe’nin hatıralarına göre, halk tarafından esir Türkler olarak teşhir edilen kafileye yol boyunca evlerden ve sokaklardan çeşitli zararlı maddeler atıldı.

Bu yolculuk, savaşın yalnızca cephede yaşanmadığını; esirlerin ve sürgünlerin de savaşın ağır sonuçlarıyla karşı karşıya kaldığını ortaya koymaktadır.

Atina’dan sonra Türk esirler trenin yük vagonlarına bindirildi. Yaklaşık bir hafta süren yolculuğun ardından, İtalya sınırına yakın Piro Kalesi’ne götürüldüler.

Rahmi Efe burada yaklaşık 14 ay kaldı.

İstiklâl Harbi’nin Zaferi ve Esir Değişimi

Türk Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanmasının ardından esirlerin karşılıklı olarak değiştirilmesi süreci başladı.

Rahmi Efe’nin anlatımına göre, bu değişim sırasında iki Yunan subayına karşılık bir Türk esirin verilmesi şeklinde bir uygulama gerçekleştiriliyordu.

Rahmi Efe’nin Türkiye’ye dönüşü ise oldukça ilginç bir olayla gerçekleşti.

Atina’da mübadele işlemleri sırasında Türk esirler bir çıkmaz sokağa dolduruldu. İçlerinden Rahmi Efe’nin de bulunduğu, fiziksel olarak daha dikkat çekici ve güçlü olduğu düşünülen yaklaşık 40 kişi ayrıldı.

Diğer esirler gemiye bindirilerek Türkiye’ye gönderilmek üzere hazırlanmaya başladı.

Ancak arkadaşları, Rahmi Efe ve diğer 40 kişinin geride bırakıldığını fark edince geminin hareket etmesine engel oldular. Durum Mübadele Reisi’ne bildirildi. Yunan makamları başlangıçta böyle bir durum olmadığını söylediler.

Bunun üzerine Mübadele Reisi’nin, bu kişilerin Türkiye’de kalması hâlinde geminin Türkiye’den boş dönmek zorunda kalacağını söylemesi üzerine sorun çözüldü.

Rahmi Efe ve diğer esirler de gemiye bindirilerek Türkiye’ye gönderildi.

Böylece yıllarca süren esaret ve sürgün hayatının ardından Rahmi Efe yeniden vatanına kavuştu.

Dursunbey’e Dönüş

Mübadele sonrasında memleketi Dursunbey’e dönen Rahmi Efe, hayatına kaldığı yerden devam etti.

Milli Mücadele yıllarında yaşadığı bütün zorluklara rağmen yeniden iş hayatına atıldı ve Dursunbey’de yaşamını sürdürdü.

Onun hayatı, Anadolu’nun pek çok yerinde olduğu gibi Dursunbey’de de Milli Mücadele’nin yalnızca cephede savaşan askerlerin hikâyesi olmadığını göstermektedir.

Bir esnaf olarak başlayan hayatı; gizli lojistik faaliyetleri, Kuvay-ı Milliye birlikleriyle kurduğu bağlantılar, halkı korumaya yönelik girişimleri, işgal kuvvetleri içerisindeki bağlantıları, tutuklanması, idam cezasına çarptırılması, Yunanistan’a sürgün edilmesi ve nihayet esir değişimi yoluyla Türkiye’ye dönmesiyle adeta bir Milli Mücadele destanına dönüşmüştür.

Bir Dursunbey Hafızası: Rahmi Efe

Rahmi Efe’nin hayat hikâyesi, yerel tarih açısından son derece değerlidir. Çünkü Milli Mücadele’nin büyük tarihinin yanında, Anadolu’nun kasabalarında yaşanan küçük fakat önemli olayların da bağımsızlık mücadelesinin bütününü oluşturduğunu hatırlatmaktadır.

Dursunbey’in işgal yıllarında halkın korunması, dağlardaki Kuvay-ı Milliye birliklerine yiyecek, giyecek ve cephane ulaştırılması, haberleşmenin sağlanması ve işgal kuvvetlerinin hareketlerinin takip edilmesi gibi faaliyetlerde Rahmi Efe’nin önemli bir rol üstlendiği anlaşılmaktadır.

Onun kendi hatıralarında aktardığı olaylar, dönemin sosyal ve askerî atmosferine dair önemli ipuçları vermektedir. Özellikle Çatalçam üzerinden kurulan bağlantılar, köylülerin lojistik destek sağlaması ve işgal kuvvetlerinin hareketleri hakkında bilgi toplanması, Milli Mücadele’nin yerel ölçekte nasıl örgütlendiğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

Son Yılları ve Vefatı

Rahmi Efe, Yunanistan’daki esaret ve sürgün hayatının ardından Dursunbey’e dönerek iş hayatını sürdürdü.

Ömrünün geri kalanını memleketinde geçiren Rahmi Efe, 1971 yılında hayatını kaybetti.

Geride ise yalnızca bir esnafın hayat hikâyesini değil, Dursunbey’in işgal yıllarındaki direnişine ışık tutan önemli bir hatıra bıraktı.

Sonuç

Rahmi Efe (Kireç), Milli Mücadele yıllarında Dursunbey’de üstlendiği görevlerle Kuvay-ı Milliye’nin yerel kahramanları arasında yer almaktadır.

Onun hikâyesinde Anadolu insanının Milli Mücadele sırasında başvurduğu pek çok yöntem bir arada görülmektedir: silahlı mücadele, gizli haberleşme, lojistik destek, istihbarat, halkı koruma ve gerektiğinde hayatını ortaya koyma.

Dursunbey’deki esnaflık hayatından başlayıp Alaçam Dağları’ndaki Kuvay-ı Milliye birliklerine uzanan bu mücadele, onu Yunan askerî mahkemesinin karşısına çıkarmış; hakkında idam kararı verilmiş, ardından Yunanistan’a sürgün edilmiş ve uzun süre esir olarak tutulmuştur.

Ancak Rahmi Efe, savaşın ve esaretin bütün zorluklarına rağmen hayatta kalmış, Milli Mücadele’nin zaferinden sonra Türkiye’ye dönerek memleketi Dursunbey’de yaşamını sürdürmüştür.

Rahmi Efe’nin hayatı, Dursunbey’in Milli Mücadele tarihinin önemli bir parçasıdır. Onun hatırası, bağımsızlığın yalnızca cephede verilen savaşlarla değil, Anadolu’nun her köşesinde fedakârlık gösteren insanların çabalarıyla kazanıldığını gelecek kuşaklara hatırlatmaktadır.

Balat Gazetesi

1989 yılında Televizyon, Radyo sonrasında Dijital Medya, Dergi ve Gazetecilik yapmaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.